Dikkat Köpek Var!

Ormanda veya arazide koşarken karşılaşabileceğiniz dertlerin başında köpekler geliyor. Hele ülkemizdeki başıboş sokak köpeklerinin sayısını düşünürsek bu hiç de düşük bir ihtimal değil. Doğada gruplar halinde yaşayan “köpek çeteleri” ne rastlayabileceğiniz gibi bir de sahipli ama bağlı olmayan bekçi-çoban köpekleri herhangi bir koşuda canınızı sıkabilir..
Koşarken köpeklerle sorun yaşamamak için alabileceğiniz bazı önlemler var, bunlar sadece orman ve arazi koşuları için değil, şehir sokakları için de düşünebiliriz

1 . ROTA PLANLAMASI
En pasif ve kolay yöntem bu. Köpekler genelde belli yerlerde yaşıyorlar ve “kendi alanları” dışına pek çıkmıyorlar. Yine de bazen sizden yemek bulma umudu veya yalnızlığın getirdiği “sevgi ve sevilme” ihtiyacı ile peşinize takılıp sizinle bıkıp usanmadan kilometrelerce koşan kuçular da görebilirsiniz. Genelde köpekler piknik alanları, ev ve site çevresi, çöplükler gibi kolay yiyecek bulabilecekleri alanlara yakın yaşıyorlar. Rotanızı bu gibi alanlardan geçirmemeye çalışmak en kolay çözüm olabilir. Mesela Belgrad Ormanı’nda bentlere yakın mesire alanları köpeklerin yaşadığı başlıca noktalar. Buralar dışında orman içi patikalarda tek bir köpeğe bile rastlamadan saatlerce koşabiliyorsunuz.

2. “HANEYE TECAVÜZ” DEN KAÇINMA
Rotanız ille de köpeklerin bölgesinden geçecekse veya farkına varmadan böyle bir noktaya gelirseniz “ev sahibi” köpeğe saygılı olun. Kendinizi yoldan geçen bir yabancı, köpeği de evine girilmiş birisi olarak düşünün. Bu gibi bir durumda köpek aynen sizin de yapacağınız gibi sinirlenerek bağırıp çağırmaya başlayacaktır. Köpeğe bir yolcu olduğunuzu, sadece oradan geçip gideceğinizi ve kendisi ile bir alıp veremediğiniz olmadığını hissettirin. Bu komik gelebilir ama bunu düşünüp buna göre davranırsanız köpekler bunu hisseder. Neler yapılabilir? Mesela koşmayı kesip yürümeye başlayabilirsiniz. Göz göze gelmekten kaçınırsınız, aceleci davranmayıp sakin bir şekilde kendi yolunuzda ilerlersiniz. Gerekiyorsa bu durumu sakin bir sesle köpeğe anlatabilirsiniz. Kelimeleri anlamasalar da ses tonu ve vücut dili konusunda bizlerden daha gelişmiş sezgilere sahip oldukları kesin. Ben şimdiye kadar bu şekilde “durumu açıklamaya çalıştığım” hiç bir köpeğin havlamayı kestiğini veya geri çekildiğini görmedim ama bu şekilde davranınca da en kızgın ve vahşi görünen köpekler bile saldırmaya yeltenmedi, azar işite işite yoluma devam edip bölgeden çıktım.

Böyle bir anda kaçınılası gereken şeyler; köpeğe bağırmak, azarlamak, taş atmak veya atar gibi yapmak (köpeği refleks olarak bir anlık geriletse de dönüşü muhteşem olabilir, dikkat!), korktuğunuzu belli etmek, kaçmaya yeltenmek, yavaşlayıp yürümek yerine koşmayı sürdürmek, hatta daha hızlı koşmak olabilir. Bazen köpeğin ilk andaki saldırganlığı ve siniri geçene kadar durup beklemek de iyi bir çözümdür. Sonuçta bunu o anda sizin tartmanız gerekir, kötü niyetli olmadığınızı anlatacak ne yapmanız gerektiğine duruma göre siz karar vereceksiniz.

3. KÖPEK DAVRANIŞLARINI GÖZLEMLEME
Her havlayan köpek size saldıracak demek değildir. Köpeklerin de ses tonlarından, yaklaşma hızlarından, sizle aralarında bıraktıkları (veya daha kötüsü bırakmadıkları) takip mesafesinden az çok ne niyette olduklarını çıkartabilirsiniz. Bazen havlayan bir köpek sizden ilgi, yemek veya biraz okşanma bekliyor olabilir. Hatta bazen gayet sakin duran köpeğe birazcık ilgi gösterip kafasını sevecek olursanız, sözlük anlamında tepenize çıktığını görebilirsiniz. Ya da son perdeden havlayarak üzerinize doğru koşan bir köpek biraz ilgi görünce kuyruk sallayıp ellerinizi yalamaya başlayabilir.

Köpekler topluluk halinde iken daha cesur davranabilir. Tek başınayken sesi çıkmayan bir köpek, grup içinde kahraman kesilebilir. Ya da grubun en ufak tefeği genelde “kavgayı başlatan” haşarı üye olabilir. Köpekler içlerinden birisinin ortalığı veveleye vermesi ile topluca gürültü yapabilirler. Hatta uzaktan koşarak gelebilir, kargaşaya katılabilir veya sadece uzaktan havlayıp destek olmakla yetinebilirler. Genelde bunlar “uyarı atışı” niyetine yapılan kuru gürültüdür. Soğukkanlılık ile uzaklaşmak en kolay çözüm olacaktır.

Köpekler dış görünüşe göre de ayrımcı davranır. Sizi koşu kıyafetleriyle gören köpek ormandaki diğer piknikçilerden farklı olduğunuzu, en azında orada bulunma sebebinizin farklı olduğunu sezer. Aynı şey mahalle aralarında postacı, tamirci, hamal, inşaat işçisi gibi kılık kıyafet olarak gündelik halktan ayırt edilebilir kesim için de geçerlidir. Hele bir de elinizde koşu/yürüyüş batonu taşıyorsanız, bunu bir tehdit objesi gibi göstermemeye çalışın, göz önünden kaldırın, çantanıza takın veya boyunu kısaltın. Batonu sopa gibi köpeğe sallamak da tatsızlığa davetiye demektir.
Köpekler içgüdüsel olarak sabah erken saatlerde gün ağarırken veya gece karanlıkta daha cesaretli davranabilir. Gün içinde siz yanından koşup geçerken kılını bile kıpırdatmadan uyuyan ve hatta size kuyruk sallayan bir köpek, akşam olunca aslan kesilip önünüzü kesebilir. Karanlıkta koşarken daha temkinli davranmak gerekir.

4. KÖPEK KAÇIRANLAR (Dazer)
Ülkemizde çoğu av ve kamp malzemesi satan mağazada veya internet üzerinde bu cihazları bulmak mümkün. Köpeklerin rahatsız olacağı bir frekansta ses üreten bu “dazer”lar, pille çalışan elektronik cihazlar. Düğmesine basınca bizim kulağımızın zar zor duyduğu ama köpekleri rahatsız eden ve bu sayede sizden uzak tutan bir ses çıkartıyorlar. Bu ses köpeğe bir zarar vermiyor, sadece geçici bir rahatsızlık yaratıyor, bu anlamda hayvan dostlarını çok kızdırmayacak bir çözüm. Dazer’ların eksi yönleri ise boyutları ve her köpekte aynı etkiyi gösterememesi. Bunlar deneyler sonucu sayılarla desteklenen istatistikler değil ama çevremde bu cihazı kullanan insanlarda duyduğum ortak şikayet, her zaman her köpekte aynı şekilde işe yaramadığı yönünde. Diğer bir sıkıntı da cihazı sanki televizyonun uzaktan kumandası kullanır gibi tam köpeğe doğru tutarak çalıştırma zorunluluğu. Cihazın etkili olması için bunu yapmanız gerekiyor ki koşarak üzerinize gelen bir veya birden fazla köpekte bunu uygulamak zor olabilir, hele ki zaten köpekten rahatsız olan ve bu gibi bir durumda panikleyen birisi iseniz.

Benim gözlemlediğim diğer bir sıkıntı da çoğu dazer modelinde bir geri bildirim ışığı bulunmaması. Zaten sesini duymadığımız bir aletin çalışıp çalışmadığını ve ne kadar pili kaldığını bilememek bence en büyük risk. Sonuçta koşarken ıslanabilecek, yere düşebilecek bir elektronik aletten bahsediyoruz. “Pili bitik dazer ile köpek kovalama” için sizlerin de aklına bir çok atasözü gelecektir biraz düşününce…

5. BİBER GAZI SPREYİ
Köpekten korkmayan ve serinkanlılığını koruyabilen birisi olarak ben şimdiye kadar hep tehlikeleri tatlı dille ve dikkatli davranarak atlatabildim. Gene de bu başıma kötü şeyler gelmeyecek demek değil. O başıma gelecek kötü şeyler aşamasına gelindiğinde artık ne tatlı dilin ne de dazer’ın işe yaramayacağını düşünerek, uzun (ve özellikle yalnız) orman koşularında yanıma biber gazı spreyi alıyorum. Bu gazı da kamp ve av malzemeleri satan mağazalardan tedarik edebiliyorsunuz, ufak ve hafif bir sprey kutusundan ibaret. Yukarda anlattığım önlemlerin işe yaramadığı bir durumda son çare olarak başvurulabileceğini düşünüyorum. Aynı zamanda genel güvenlik açısından da orman koşularında yanımda taşımak güven verici oluyor. Hayvan dostlarını kızdıracak bir çözüm olsa da son çare olarak yanıma aldığımı itiraf etmeliyim. Ama bunu da bir “silah” olarak görüp, belli bir sorumluluk bilinci ile taşımak lazım. Yani her havlayan köpeğin suratına gaz sıkmak benim için “hayvanla hayvan olmak” tır.

Biber gazı edinecekseniz bir de hatırlatma, bu tür bir spreyle, silah sayılabileceği için (kabin bagajınızda değil de normal bagajda olsa bile) uçaklara ve bazı alış veriş merkezlerine giremeyebilirsiniz.

SON SÖZ (benim “son sözlerim” olmaması umudu ile…)
Köpeklerin de hisleri ve hakları olan canlılar olduğun unutmayın. Korkmayın, korksanız bile belli etmeyin. Köpeklerle başa çıkmanın en iyi yolu iyi niyet ve barıştan geçen yoldur. Yoksa hiç birimiz doğada bu hayvanlardan güçlü ve haklı değiliz.

Ilgaz Kuruyazici

Yazar hakkında: Ilgaz Kuruyazıcı

Yemekten vazgeçmeden kilolardan nasıl vazgeçsem derken kendimi sokaklarda koşarken buldum. 5 maraton koştuktan sonra ultra maraton işinin daha keyifli olduğunu keşfedip, daha uzun mesafeler koşmaya yöneldim. Bırakın başkasını kendimle bile mücadele etmekten hiç hoşlanmam, tek takıntım ormana dalıp saatlerce koşmak. Gerisi fasa fiso. Hayatta şu koşmak kadar yaparken sevmediğim ama yapmadığım zaman da özlediğim başka bir şey yok.

10 Cevaplar

  1. Noyan 'Doktor' Kıran dedi ki:

    “Köpek Kuduz”, bu güzel olmuş…

  2. Kerem Ozsoy dedi ki:

    Geçen sene runtalya antremanları için eymir’e çok sık gittim. Ve Son 20K antremanımda bir köpek çetesi bana saldırdı. Bu konu kışın eğer ODTÜ arazisinde koşuluyorsa potansiyel bir tehlike ne yazık ki. Kaçmanın mümkün olmadığı gibi mücadele edecek gücünüz yoksa öğle yemeği olmak kaçınılmaz. En azından bana saldıranların, pes ettirebilselerdi, beni yiyecekleri çok netti. 4-5 dakikalık mücadeleden sonra yara almadan kurtuldum. Ama sonra eymir’de de koşmaya tırsar oldum. Neyse ki 2 hafta vardı yarışa da sonraki antremanlar için yer bulmak mesele olmadı.

    Bence, önlemlere; ki bence daha radikal çözümler üretilebilir, karşı çıkanlara hiç köpek saldırmamış! gluteal bölgeden alınan bir ısırık, muhalifleri saf değiştirir.

    Benimkisi gerçek bir hayatta kalma mücadelesiydi Kimse tecrübe etmesin…

  3. Hakan KUTLU dedi ki:

    3 gün önce akşam saat 19.00 civarında oran dan eymir ormanı girişinden girip koşmaya başladım. Ki burda yıllardır koşarım. 4 tane köpek hırlayarak ( o hırlama sesini hatırlamak bile ürkütüyor beni) Üzerime koşmaya başladılar. Ben istifimi bozmadan yürümeye devam ettim. ALlahtan fazla yaklaşmadılar ve bişey yapmadılar yoksa buraya kadarmış diyecektim… Bu hayvanlar yiyecek bulamadıkları için hayatta kalma mücadelesi verirken her şeyi yapabilirler. Yani orman kanunu geçerli, o yüzden hayvanseverler kusura bakmasın; cansever olmak hayvanseverlikten herzaman önde gelir. Bende en sevdigim koşu alanı olan Eymir Oran arasına tekrar nasıl gdecegimi bilmiyorum. Muhakkak kendimi savunacak birşeyler bulmam lazım. Belki ruhsatlı silah alıcam… Dazer de enteresan bir fikir ama her hayvanda farklı işliyorsa onunda garantisi yok…

  4. Murat dedi ki:

    Hakan Kutlu Silah alacağına güzel bir değnek al yok taşıyamam dersen biber gazı çözümdür ancak dikkat et kendini de zehirleme.

  5. Serkan Keskin dedi ki:

    Bu cümleye bittim 🙂

    Hayatta şu koşmak kadar yaparken sevmediğim ama yapmadığım zaman da özlediğim başka bir şey yok.

  6. Ali dedi ki:

    Sabahları köpekler servislere saldırıyor benim evime doğru yaklaşan bi servisin peşinde en az üç dört tane köpek oluyo sonra bana yöneliyolar bazen ben onlar bizim siteye yaklaşmadan bahçeye kaçıyorum ama bi gün benim de servisimin peşine takılıp gelirlerse ben etrafında köpek olan bi servise nasıl bineyim hepsi aç köpek ve kış mevsimi geldi zaten..

  7. Ilgaz Kuruyazıcı dedi ki:

    Uzun süre sonra yorumlara baktım ve cevap yazma gereği hissettim. Yorumlarda “köpek korkusu” net olarak seziliyor, tüm yakarışlar, karşı çıkmalar, isyanlar ve silaha sarılmaların ardında bu var gibi. Karşı tez yazan arkadaşların hepsi bir şekilde “köpeklerle karşılaşınca mücadele etmiş” Lütfen yazıyı bu gözle bir daha okuyun. Benim anlatmak istediğim bu mücadelenin işe yaramadığı, alttan almak gerektiği yönünde. Altını çiziyorum, köpekten korkmak çok doğal, benim de “acaba bu sefer o sefer mi???” diye içimden geçirdiğim çok karşılaşmam olmuştur. Ama önemli olan soğukkanlılığı elden bırakmamak, iyi niyeti hissettirmek. Benim anlatmak istediğim köpeklerin zıttına gitmemek, yani mücadele etmeyelim. Köpeklerin bölgesine girmeyin. Yani silah almak çözüm değil, o alana girmemek çözüm. “Ne yapalım yani, orada koşmayalım mı?” Evet, silah aklınıza geliyorsa koşmayın. Haneye tecavüz ediyorsunuz ve silahtan bahsediyorsunuz. Boş araziler, ormanlar ne yazık ki bizim değil, hayvanların. Servise saldıran köpeklerin derdi başka, çoğu sokak köpeği araçlardan rahatsız olur, araba kullanırken de başınıza gelmiştir köy yollarında falan. Hızlanırsanız onlar da hızlanır, yavaşlarsanız sakinleşip giderler. Servise veya arabaya havlayan köpek insana havlamaz. Sadece o anki hırsı ile 3-4 saniye size yönelir ama sonra geçer. Eğer siz korkar, kaçar, tepki verirseniz size havladığını sanırsınız. Köpek korkusu biraz da tabudur, başına gelenlere farklı, dışarıdan bakanlara farklı gözükür. Çarpıtıyorsunuz anlamında yazmıyorum ama farklı algıladığınızı ve hissettiğinizi düşünüyorum. Havlayan ve üzerinize gelen köpek karşısından soğukkanlılığınızı koruyamıyorsanız ne dazer, ne biber gazı, ne de silah etki eder, bilakis daha feci sonuçlar doğurabilir. Naçizane önerim, böyle bir huzursuzluk varsa sıcak temas olasılığından uzak durmanız 🙂

  8. Özgür dedi ki:

    En güzel yöntem su ben elimde taşıdığım mataramın kapağını köpek olan bölgeden geçerken gevşetiyorum saldıran köpeğe dökünce hepsi dağılıyor.Tavsiye ederim.

  9. Dilara dedi ki:

    Kimsenin aklına o zavallıların aç, susuz yaşadığı, onları yaradanın onlarada yaşama hakkı verdiği gelmiyor. Gördükleri işkence karşısında siz insanlara dostmu olmalarını bekliyordunuz. Onlar oralara terk edildiler. Onların seçimi değildi. Laf ebeliği yapacağınıza oralara bir kaç lokma ekmek ile bir tas su koyun. Köpekler insanlar gibi nankör değildir. O bir lokma ekmek için size ömür boyu sadık kalır. Yok eğer bir lokma ekmek ile bir tas suyu esirgiyorsanız gidin koşunuzu başka yerde yapın. O güzelim yaratıklarï rahatsız etmeyin. Biber gazıda inşallah bir gün yazarın suratına rast gelir. O zaman anlarsın o gazın ne olduğunu.

  10. Şila'nın annesi dedi ki:

    Altı Eylül 2017 de Ankara dan ziyarete gittiğimiz Çatalca’da,ikibuçuk yaşında üç numara beyaz terrier kızıma kendimize ait yılllardır özenerek baktığımız iki kangal saldırdı.Ellerimi ağzına sokarak boynunu kurtardım,kaçarken ikinci saldırıya uğradık,yere yatıp üstünü kapattım ama koltuk altımdan girerek karın kısmına saldırdı,biri su dökerek ayırdı.Anında arabaya atlayıp Çatalca dan iki saatte Fakülteye götürdüm.Kızım o haliyle arabayı yol kenarına atıp taksi durdururken benim koltuğuma geçmiş bekliyordu.Kucağıma aldım,göğsüne tüp takılıp,bacağındaki yaraya dikiş atılacağını düşündüm,solunumu ve kalp atışları gayet düzenliydi.Onu acile emanet edince beni zorla tedaviye götürdüler.Döndüğümde kapıda bekleyenlerimize kötü haber veriliyordu.Akciğerin bir kısmını aldık,kalbi dayanmadı dediler.Şoktaydım,soru soracak halim yoktu.Ben de doktorum ,geçirdiğim şok geriliyorken, acım hergün daha da ağırlaşıyor ve yavaş yavaş süreç kafamda canlanıyor.Röntgen raporu ve ameliyat raporu için birini gönderdim, verilmemiş.Sahibi, dekanlığa dileçe verirse alabilirsiniz denmiş.Ben de ağır durumdayım,Ankara ya getirildim.Birsürü neden?ler için şimdi fakülteyle yazışıyorum.Şimdiye kadar hiçbir köpekten korkmadım,sakin ses tonumla konuşur ilgilenirdim.Kendim için yine korkmam ama kızımsız yaşayamıyorum,şu anda nefes alamıyorum,yaralarıma dikiş atılmadı,ağır durumda.Yorgun argın aynısından sahiplenip o’ymuş gibi davransam derken, korktum,nasıl yürüyüşe çıkarırım diye düşünürken biber gazı mı taşısam diye düşünüp internete girdiğimde ilk buraya ulaştım.Ben de hayvanseverim,kendi gözümüz gibi baktığımız karabaşlar bebek gibi iyi huylu,arkadaş canlısı,ceylan tipli,boncuk gözlü,temiz kızımı kucağımda ve üstüne kapanarak koruduğum halde parçaladılar.Şoktayım ve şu anda bitkisel hayatta gibiyim,kızımın oyuncakları ile yatıyor,su kabını dolduruyorum.Nasıl koruyacağız bunları.Zararı olmuyorsa boynuma biber gazı takarak mı dolaşşam diye hayal etmiştim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir