Zebralar neden ülsere yakalanmazlar?

Zebralar neden ülsere yakalanmazlar?

Evet soru bu. Aslında cevap oldukça basit. Kortizol hormonu vücudun strese karşı gösterdiği tepkiyle ilişkili bir hormon ve bu hormonun kandaki miktarına bakarak bir insanın veya hayvanın stres seviyesi hakkında bilgi edinmek mümkün. Araştırmalara göre zebralar dünyanın en stressiz hayvanları. Stresin insan hayatındaki olumsuz etkilerini anlatan aynı isimde ünlü bir kitap da var ve yazının başlığı buraya dayanıyor. 

Aslan, kaplan, jaguar ve çita gibi yırtıcıların ana besin maddesi olan bir hayvanın bu kadar stressiz olması ilk bakışta ilginç gözükse de, araştırmalar sonunda başka bir gerçek ortaya çıkmış. Zebralar aslında tamamen stressiz hayvanlar değiller fakat stres periyotları son derece kısa. Örneğin sürüye bir yırtıcı hayvan saldırdığında yoğun bir şekilde stres hormonu salgıladıkları belirlenmiş. Bu onların hayatta kalması ve saldırıdan kurtulabilmeleri için çok önemli. Fakat saldırı bittikten yaklaşık üç dakika sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi tüm olan biteni unutup tamamen stressiz şekilde otlamaya devam ettikleri belirlenmiş. Ta ki bir sonraki saldırıya kadar.

Böyle tehlikeli bir ortamda bu kadar sakin şekilde yaşamak ilk bakışta aptalca gelebilir. Ama ya tersi olsaydı? Her gün, her saniye acaba ne zaman bir saldırı olacak diye amansız bir stres altında bekleyerek yaşadığınızı düşünebiliyor musunuz?  Sürekli bu duyguyla yaşamak bir zebranın hayatını tam anlamıyla yaşanmaz hâle getirirdi ve daha aslanlar tarafından parçalanmalarına fırsat kalmadan bütün zebralar akıl hastanesini boylardı. Dolayısı ile zebralar hayatta kalabilmek ve hayatlarını yaşanır hale getirmek için stresi yönetmeyi ve sadece gerektiğinde kısa sürelerde kullanmayı öğrenmiş hayvanlar.

Haliyle bu konunun bir koşu sitesinde ne yeri var diye düşüneceksiniz. Koşuforum‘daki ilgi çeken konulardan biri İznik Ultra ile ilgili bir başlık. Burada çeşitli görüşler dile getiriliyor ve haliyle fiziksel antrenmanlar, haftada kaç kilometre koşmak gerektiği, ne kadar uzun koşmak gerektiği vs. gibi konular ağırlıklı olarak konuşuluyor. Bunlar tabii ki önemli ama bence en az onlar kadar önemli olan konular var ve zebralar bize bu alanda ışık tutabilir.

Bir ultra maratonu bitirmek istiyorsanız bir zebra gibi davranmayı öğrenmek size büyük avantaj sağlar. Her ne kadar ölüm kalım meselesi olmasa da bir ultra maratonda da aşırı yorgunluktan zaman limitlerine, fiziksel problemlerden motivasyon düşmesine, hava ve zemin şartlarına kadar çok fazla sayıda stres ile karşılaşılır. Eğer bunlarla başa çıkmak ve aklınızı yitirmeden finişe ulaşabilmek istiyorsanız stresi yönetmeyi öğrenmek gerekir.

Bunun anlamı bir sorunla karşılaştığınızda sorunu en kısa süre içinde çözmek, duruma adapte olmak ama bunu  yaptıktan sonra bir sonraki sorun ne zaman yaşanacak diye kendinizi yiyip bitirmeden içinde bulunduğunuz ana odaklanabilmek. Aynı bir zebranın üç dakikalığına stres hormonu salgılayıp sonra normal hayatına kaldığı yerden devam edebilmesi gibi.

zebra

Gerçek hayatta olduğu gibi bir ultra maratonda da kontrol edebileceğimiz ve kontrol edemeyeceğimiz durumlar var. Bir sonraki saldırının ne zaman ve nereden geleceğini kestiremeyeceklerini bilen  zebralar bununla kafalarını meşgul etmiyorlar. Kendi kontrolleri dışında gelişecek olaylar için sürekli stres altında kalmıyorlar.

Tabii ki bu hazırlıksız, plansız ve programsız davranmak demek değil. Saldırı gerçekleştiğinde ne yapacağınızı planlamak başka şey, saldırı ne zaman gelecek diye hayatın her saniyesini stres içinde yaşamak başka şey. Dolayısı ile yarış öncesinde olasılıkları düşünmek bunlara karşı stratejiler geliştirmek önemli. Ama yarış içinde sürekli “…….olursa ne yaparım?” diye saatlerce endişe içinde koşmak da bir o kadar yıpratıcı.

Örneğin en çok karşılaşılan durumlardan biri hava şartları için strese girmektir. Yağmur yağıp yağmayacağını kontrol edemezsiniz dolayısı ile bu konuda strese girmek son derece anlamsızdır. Ama yağmur yağarsa ne yapacağınızı (ne giyeceğinizi) kontrol edebilirsiniz. Veya 10 saat koştuktan sonra ne duruma geleceğinizi en baştan kontrol edemezsiniz, daha yarışın başında bunu düşünüp strese girmek bir fayda sağlamaz.

Bir sonraki ultranızda şunu deneyin. Dünyadaki tüm güçler size karşı birleşmiş gibi gözüktüğünde, hiçbir şey yolunda gitmediğinde, yaptığınız tüm planlar boşa çıktığında kendinize şu soruyu sorun:

Benim yerimde bir zebra olsaydı ne yapardı?

Sonra elinizden geldiğince sorunu çözüp duruma adapte olun ve hâlâ bir aslan tarafından parçalanmamış olduğunuza şükredip  geçmişi ve geleceği düşünmeden sadece içinde bulunduğunuz ana odaklanın.

Kısacası çizgili pijamanızı giyip hiçbir şey olmamış gibi otlamaya devam edin!

Bunu o şartlarda uygulamanın kolay olmayacağını rahatlıkla söyleyebilirim. Ama eğer yarış boyunca uygulamayı başarırsanız bitireceğinizi de büyük ölçüde garanti ederim.

Aykut Celikbas

Yazar hakkında: Aykut Çelikbaş

En kısasından en uzununa kadar koşmak, koşunun öğrettiklerinden günlük hayatta faydalanarak bunu bir yaşam biçimi haline getirmek. Hedefler belirlemek ve bunlara ulaşmaya çalışmak ama bunu yaparken yolculuğun tadını çıkarmayı hiçbir zaman unutmamak.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir