Sevenler Mersin’e

SKBMaratonlar ve yarı maratonlar hakkında çok yazdık çizdik. Bu seferki konumuz ise bir maraton organizasyonu çatısı altında yapılacak “halk koşusu”. Mesafesi 5 km. Burada dikkat çeken nokta koşunun mesafesi değil, beraberinde getirdiği “meydan okuma” daveti!

Geçen sene yurt dışında başlayan, kısa sürede ülkemize de zıplayan, ALS hastalığı hakkında farkındalık yaratmaya yönelik bir “buz kovası meydan okuması” vardı. Bilmeyenler için özet; bir arkadaşınızdan sosyal medya kanallarında sizin adınızın da geçtiği bir video kaydı duyurusu geliyordu. Merakla bu mesajı açınca arkadaşınız ekranda beliriyor ve sizi de birazdan yapacağı işi yapmaya davet ediyor, sonra kafasından aşağı bir kova dolusu buzlu suyu boca ediyordu. Sizin de bunu yapıp kaydederek yayınlamanız ve arkadaşlarınıza aynı şekilde meydan okumanız gerekiyordu.

Bu zincir uzun süre böyle sürüp gitti, hatta sanat camiasına ve ünlülere bile gündem yaratmaya vesile oldu. Buradaki esas amaç, ALS hastalığının sinir sistemi üzerinde yarattığı ani etkiyi buzlu suya maruz kalarak canladırmak, farkındalık yaratmak ve konuyu sosyal medya gündeminde yaymak idi. Girişim gayet güzel amacına ulaştı, ekranda kimleri kimleri gördük titrerken…

SKB 2

Şimdi Mersin Belediyesi de güzel bir fikirle gündemde, 20 Eylül 2015 günü ilkini düzenleyecekleri Mersin Maratonu bünyesindeki halk koşusunu, “Seviyorsan Koş Bence!” gibi sıcak ve gündelik bir sloganla tatlı bir meydan okuma haline getirmiş. Web sitesine buradan, Facebook sayfasına ise buradan ulaşabilirsiniz. Halk koşusuna kayıt ücretsiz. Tabii düzenli koşanlar için 5 km bir meydan okumaya uzak kalabilir, ama hiç koşmayanlar için gayet güzel bir davet. Başarması da çok zor değil. Sadece niyet ve cesaret etmek lazım, gerisi yürüyerek de olsa biter.

SKB 3

Bizler için bu girişimin güzel tarafı ise, yapmaya ve yaymaya çalıştığımız koşu sporuna destek olması, uzakta duran kitlelere de ulaşmayı hedeflemesi.
Bu sebeple, seviyorsanız hakikaten Mersin’de koşun bizce…

Ilgaz Kuruyazici

Yazar hakkında: Ilgaz Kuruyazıcı

Yemekten vazgeçmeden kilolardan nasıl vazgeçsem derken kendimi sokaklarda koşarken buldum. 5 maraton koştuktan sonra ultra maraton işinin daha keyifli olduğunu keşfedip, daha uzun mesafeler koşmaya yöneldim. Bırakın başkasını kendimle bile mücadele etmekten hiç hoşlanmam, tek takıntım ormana dalıp saatlerce koşmak. Gerisi fasa fiso. Hayatta şu koşmak kadar yaparken sevmediğim ama yapmadığım zaman da özlediğim başka bir şey yok.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir