“İyi, kötü, çirkin” – Planlar, programlar ve alışkanlıklar üzerine kısa bir deneme

Sürekli yaptığımız şey neyse, biz o’yuz. O halde, mükemmellik bir eylem değil, bir alışkanlıktır.

demiş Aristoteles. Milattan önce 300 yıllarında yaşamış bu antik Yunan filozofunun sözlerinden yola çıkacak olursak, iyi bir koşucu veya daha geniş anlamda iyi bir sporcu olmak, bir eylemin değil peş peşe tekrarlanan eylemlerin, yani alışkanlıkların ürünüdür diyebiliriz.

Tam bu noktada cevaplamamız gereken soru iyinin ne olduğudur. Aristoteles’in kullandığı mükemmellik kavramı içerisinde bir erişilmezlik barındırır. Esas olanın ulaşılacak hedef değil ona giden yol olduğunu düşünürsek (peş peşe tekrarlanan eylemler), iyiyi gönül rahatlığıyla bu yolun tanımı olarak kullanabiliriz.

Diğer taraftan, ele almak istediğimiz konu daha hızlı veya güçlü olmak olsaydı ‘iyi’ kelimesini kullanmaktan zaten kaçınır ve daha ‘hızlı’ diyerek işi çözebilirdik.

Kavramları netleştirirsek aynı çerçevenin içerisinde tartışacağımıza emin olabiliriz. Yazının ilgi alanı, ‘iyi’ bir sporcu olmakla ‘yetenekli’ bir sporcunun ayırdında ve yol boyunca edinilecek alışkanlıkların bizi kümelerin hangi tarafına yönlendireceğinde yatıyor. ‘İyi’ yavaşı ve hızlıyı mutlaka içerecek, ancak ‘yetenekli’ mutlaka hızlı olacaktır. Ancak ‘yetenekli’ her zaman ‘iyi’ addedilemeyecektir.

Aşağıdaki şekilden de görüleceği üzere konumuz, yetenekli veya değil, “iyi” olanla ilgilidir.

Slayt2

Şu ana kadar netleşmediyse şimdi vereceğim örnek tüm sorunlarımızı çözmeye adaydır. Futbol tarihimizden iki ismi yan yana koyarak kafamdaki resmi canlandırmak istiyorum. Bunlardan ilki Sergen Yalçın’dır. Futbol tarihimizin (belki de dünya futbol tarihinin) en yetenekli futbolcularından biri olduğu yerli yabancı tüm otoritelerce kabul edilmiş bir gerçektir. Sergen’le ilgili genel geçer kabul edilen bir diğer gerçek ise kendisinin kötü bir sporcu olduğu, yaptığı işe profesyonelce yaklaşmadığı ve çok yüksek bir potansiyeli değerlendiremediğidir. Bu söylemin devamında Sergen’in kötü alışkanlıklarından bahsedilir. Tabii ki Sergen Yalçın’ın bize karşı büyük bir futbolcu olmak, potansiyelini gerçekleştirmek veya bunu en azından denemeye çalışmak gibi bir yükümlülüğü yoktur, kabul gördüğü ölçüde futbol oynamaya devam etmiş ve kendi bildiği kalitede işini yapmıştır. Aynı şekilde bizim de yaptığımız yargılamak değil basit bir durum değerlendirmesidir. Bizim bağlamımızda Sergen Yalçın yetenekli bir futbolcu ama kötü bir sporcudur.

sergen

Kaynak (1)

Tablonun diğer taraftaki örnek ise Tugay Kerimoğlu’dur. Bu iki isim benzer dönemde futbol tarihimiz içerisinde yer almıştır. Tugay elbette futbola olan yeteneği sayesinde bu sporda sivrilmiş ve profesyonel olabilmiştir. Ancak Tugay’ın futbola olan bu yeteneğinin Sergeninkiyle karşılaştırıldığını hiçbir yerde göremeyiz. Bunun temel sebebi Tugay’ın profesyonel çevresinde değerlendirildiğinde ortalama bir futbol becerisine sahip olmasıdır. Ancak yaptığı işe karşı olan tutumu değerlendirildiğinde -ki bunlar bir seri alışkanlığın sonucudur, Tugay’ın Sergen’den çok daha iyi bir sporcu olduğunu söylememiz yanlış bir tespit olmaz. Yetenekli ve iyi sporcu ayırdı sadece eş seviyede değil farklı seviyeler için de yapılabilir.

Tugay

Kaynak (2)

Böylelikle futbolumuzun bu iki güzide ismini kümelerimizin içine aşağıdaki gibi yerleştirebiliriz. Sergen Yalçın “yetenek” havuzunun tam ortasında, Tugay ise “yetenek” ve “iyi”nin kesişimindedir.

sporcu

Hedefimizin veya en başta kullandığımız tabirle yürüyeceğimiz yolun betimlemesini yaptıktan sonra (‘iyi’den bahsediyorum) alışkanlık konusunu ele alabiliriz.

Öncelikle alışkanlığı plan ve program gibi iki teknik terimden ayırmak gerekir. Plan, temelinde, belirlediğimiz hedefe ulaşmak için kurduğumuz uzun vadeli bir stratejidir. Plan çerçeveyi belirlerken program (ki koşu programları hakkında şurada bir iki laf etmiştik) kısa vadeli aksiyonlarımızın ne olacağını bize söyler. Herhangi bir yarış için 16 haftalık bir program yaparken, bu yarış 2-3 yıllık bir gelişim planı içerisindeki onlarca taştan biri olabilir. Yani plan peş peşe dizilmiş bir dizi programı kapsar. Planlar ve doğal olarak içerisinde yer alan programlar sporcu olarak potansiyelimizi gerçekleştirmek için gereklidir. Önümüze bir hedef koyar ve bizi derli toplu tutar.

A wish becomes a dream the more you think about it. A dream becomes a goal by creating a plan.

Bir dilek, üzerinde düşündükçe hayale dönüşür. Bir plan oluşturduğunuzda ise hayal bir hedefe dönüşür.

Joe Friel

Plan ve programlar bizi daha hızlı veya daha güçlü yapacak ve potansiyelimize yaklaşmamızı sağlayacaktır. Bu her şeyden önce antrenman biliminin bize söylediği bir gerçektir. Ancak daha iyi bir sporcu olmamız konusundaki etkileri sadece dolaylı ve sadece yeni alışkanlıkları oluşturmalarıyla olabilecektir (tabii biz kabul edersek).

Your attitude affects performance. It’s also optional.

Tutumunuz performansı etkiler. Ve aslında bu, bir seçimdir.

Joe Friel

Alışkanlıklar yaklaşımlarımızı içerir ve durumlar karşısında verdiğimiz cevapları şekillendirir. Yazımızın en başına gönderme yaparsak iyi (veya doğru) yaklaşımlar bizi iyi bir sporcu yapacak, yetenek ise sadece daha hızlı koşturacaktır. İkisine de sahip olmak bizi antik çağ Yunan filozofumuzun erişilmez mükemmelliğine yaklaştıracaktır ama konumuz bu değil.

Hangi alışkanlıklar doğru veya iyi, hangileri kötüdür? Hangileri bizi daha iyi bir sporcu yapacak, hangileri içimizdeki Sergen’i ortaya çıkaracaktır? Elimizde bir liste olması ve içselleştirdiğimiz alışkanlıkları (ki bu yüzden adı alışkanlık) işaretlemek gerçekten güzel olurdu. Ama bu işin çok daha şık ve bir o kadar kolay başka bir yolu var.

Tek bir temel kavram iyi ve kötü arasında nerede yer aldığımızı kontrol etmek için kullanabilir. Bu kavram sürekliliktir. Sportif başarı ve iyi bir sporcu olabilmek sürekliliğin ürünleridir. Sık sık sakatlanan veya hastalanan ve bu sebeple programları ve daha uzun vadeli planları sekteye uğrayan bir sporcu çok yüksek olasılıkla yanlış alışkanlıklarla hareket ediyor ve “karanlık tarafta” yer alıyordur. İşin özünde süreklilik sözü edilen yolun da tarifidir. Uğraş edindiğimiz işi (sporu) uzun süreler boyunca, sağlıklı şekilde sürdürebilmişsek doğru yolda olduğumuzdan emin olabiliriz. Performansımız -sınırlandırılmış da olsa- bunların bir sonucu olacaktır. Bu kavram işin tamamını kapsamasa bile işin %80’ini halledeceği için yeterli olacaktır.

İyi veya kötü alışkanlıkları (davranış biçimlerini) örneklendirmek de mümkün.

Yorgun başladığımız bir antrenmana karşı ilk yaklaşımımız kendimizi zorlamak yönünde olabilir. Bu bizim yola çıkarken sahip olduğumuz bir davranış biçimidir. Yorgun çıktığımız ve zorla tamamladığımız bir antrenman, programımızı (yani büyük resmi) etkileyecek bir sakatlık veya hastalıkla sonuçlandığında yeni bir alışkanlık geliştirmemiz kuvvetle muhtemel olur. Ve ortaya çıkması beklenen bu “doğru” alışkanlık (yorgun hissettiğinde bir antrenmanı atlamak) bizi daha “iyi” bir sporcu olma tarafına çekecektir. Bunun sebebi olası bir sakatlığın “yol”umuzda sağlıklı bir şekilde ilerlememizi engelleyecek olmasıdır (bakınız Sergen Yalçın ve sakatlıkları).

Bir başka örnek performansımıza karşı olan tutumumuz olabilir. Kötü bir yarış veya yolunda gitmeyen bir antrenmana karşı geliştirdiğimiz tutumlar da değiştirilebilir birer alışkanlık olarak tanımlanmalıdır. Ders çıkartmak, neyin yanlış gittiğini anlayabilmek, kendine karşı dürüst olmak gibi “iyi” olarak tabir edeceğimiz davranış biçimlerini benimsemek yerine mazeret üretmek, üçüncü şahısları suçlamak ve kabullenmemek gibi tepkiler verebilir. Hangisinin yeğ tutulduğu, “iyi” veya “kötü” sporcu kümelerindeki yerimizi belirleyecektir.

Ability is what you are capable of doing. Motivation determines what you do. Attitude determines how well you do it.

Yetenek sizin neler yapabileceğinizle ilgilidir. Motivasyon ne yaptığınızı, tutumunuz ise onu ne kadar iyi yaptığınızı belirler.

Lou Holtz

Sporun kurallarına, diğer sporculara ve çevreye olan saygımız da kriterler arasında sayılmalıdır. Süreklilik kavramı bu parametreler hakkında fazla bilgi vermez, zaten kendimize dürüst davranmıyorsak hiçbir kavramın faydası olmayacaktır.

Örneklerin çoğaltırsak elimizde uzun bir liste oluşur. Aklımızda tutmamız gereken şey, “iyi” ve “yeteneklinin” iki ayrı kavram olduğu ve geliştirdiğimiz alışkanlıkların bir sporcunun nerede yer alacağını belirlediğidir. En hızlısı veya en güçlüsü olamayabiliriz. Bu durum genlerimizin ve/veya kontrol edemediğimiz çevresel şartların sonucu olacaktır. Ama iyi alışkanlıklar edinip iyi bir sporcu yolunda yürümek tamamen bizim elimizde olan bir durumdur.

Kaynaklar
(1) GELSENKIRCHEN, GERMANY – DECEMBER 09: Champions League 03/04, Gelsenkirchen; Besiktas Istanbul – FC Chelsea 0:2; SERGEN Yalcin/Besiktas (Photo by Vladimir Rys/Bongarts/Getty Images)

(2) Bildnummer: 02324711 Datum: 17.09.2006 Copyright: imago/BPI
Tugay Kerimoglu (Blackburn) am Ball – PUBLICATIONxINxGERxSUIxAUTxONLY; Vdig, hoch, Freisteller English Premier League 2006/2007, 1. Englische Liga, Blackburn Rovers Blackburn Dynamik, Fußball Herren Mannschaft England Einzelbild Aktion Personen

Noyan Doktor Kiran

Yazar hakkında: Noyan Kıran

Baba, eş, koşucu, triatlet, okur, yazar, aşçı, bira üreticisi, mühendis, vs.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir